WELCOME,WELCOME,WELCOME,WELCOME,WELCOME

Freeses's Blog


05.13.08 (1:06 pm)   [edit]

$OL CENNETiN IRMAKLARI

$ol cennetin irmaklari
Akar Allah deyu deyu
Cikmis islam bulbulleri
Oter Allah deyu deyu

Aydan aydindir yuzleri
$ekerden tatli sozleri
Cennette huri kizlari
Gezer Allah deyu deyu

Yunus Emre var yarina
Koma bugunu yarina
Yarin Hakk'in divanina
Cikam Allah deyu deyu

    Yunus Emre
05.13.08 (1:04 pm)   [edit]

poem

Tasdin yine deli gonul
Sular gibi caglar misin
Aktin yine kanli yasim
Yollarimi baglar misin

Nidem elim ermez yare
Bulunmaz, derdime care
Oldum ilimden avare
Beni bunda egler misin

Yavi kildim ben yoldasi
Onulmaz bagrimin basi
Gozlerimin kanli yasi
Irmak olup caglar misin

Ben toprak oldum yoluna
Sen asiri gozedirsin
Su karsima gogus gerip
Tas bagirli daglar misin

Harami gibi yoluma
Arkuru inen karli dag
Ben yarimden ayri dustum
Sen yolumu baglar misin

Karli daglarin basinda
Salkim salkim olan bulut
Sacin cozup benim icun
Yasin yasin aglar misin

Esridi YUNUS'un cani
Yoldayim, illerim hani
YUNUS duste gordu seni
Sayru musun, saglar misin

    & nbsp; YUNUS EMRE

05.13.08 (1:04 pm)   [edit]

poem

Yok yere gecirdim gunu
Ah nideyim omrum seni
Seninle olmadim gani
Ah nideyim omrum seni
Geldim ve gectim bilmedim
Aglayip gussa yemedim
Senden ayrilam demedim
Ah nideyim omrum seni
Hayrim serim yazilacak
Omrum ipi uzulecek
Suret benden bozulacak
Ah nideyim omrum seni
Gidip geri gelmiyesin
Gelip beni bulmayasin
Bu benligi sermayesin
Ah nideyim omrum seni
Hani sana guvendigim
Guveniben yuvandigim
Kaldi kulli kazandigim
Ah nideyim omrum seni
Miskin YUNUS gideceksin
Acep sefer edeceksin
Hasret ile kalacaksin
Ah nideyim omrum seni

    & nbsp;   &n bsp;  YUNUS EMRE

04.22.08 (10:53 am)   [edit]

Mustafa Kemal Ataturk

Çocukluk ve gençlik yılları (1881 - 1905)

Kız kardeşi, Annesi, Atatürk
Kız kardeşi, Annesi, Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk, 1881 tarihinde Selânik, Koca Kasım Paşa Mahallesi, Islahhane Caddesi'nde bugün müze olan evde doğdu. 1839 doğumlu olan babası Ali Rıza Efendi aslen Manastır'a bağlı Debre-i Bâlâ (Yukarı Debre)'dandır. Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Bu çiftin Fatma (1871/72-1875), Ahmet (1874-1883), Ömer (1875-1883), Mustafa (Kemal Atatürk) (1881-1938), Makbule (Boysan, Atadan) (1885-1956) ve Naciye (1889-1901) adında altı çocukları oldu. Fatma dört, Ahmet dokuz, Ömer sekiz yaşlarında iken, o senelerde salgın olan kuşpalazı (difteri) hastalığından çocuk yaşlarında öldüler. En küçük kardeş Naciye, Mustafa Kemal'in Harp Okulu'nu bitirdiği sene, oniki yaşındayken verem hastalığına yakalanıp hayatını kaybetti. Makbule Hanım 1956 yılına kadar yaşadı.

Öğrenim çağına gelen Mustafa, annesinin isteğiyle Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai (Şemsi Efendi Mektebi)'ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği'nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selânik'te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi. Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi'ndeki ev, Ragıp Bey'in evidir. Ali Rıza Bey yaşarken, Ahmed Sübaşı Mahallesi'ndeki Sanayi Mektebi karşısındaki evde oturmuşlardı.

Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi'ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey "Kemal" adını ilave etti. Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal'in düşünce yapısına etkiledi. Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi'ne girmeyi düşündüys e de ona ağabeylik yapan Selânikli bir subay Hasan Bey'in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi'ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi'nde Tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal Efendi'nin tarih'e olan merağını güçlendirdi. 1899'da İstanbul'da Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Harp Okulu)'na girerek 1902'de Mülâzim (Teğmen) rütbesiyle mezun oldu. Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi (Harp Akademisi)'ne devam etti ve 11 Ocak 1905'te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi.

Atatürk'ün doğum tarihi

Atatürk'ün kesin doğum tarihi bilinmemektedir. Gregoryen takvimi 26 Aralık 1925'ten sonra Türkiye'de kullanılmaya başlanmıştır, doğum tarihi konusundaki karışıklık ise Osmanlı döneminde kullanılan iki takvimden doğmuştur. Bu dönemde kullanılan Hicri takvim ve Rumi takvimin ortak noktaları, Atatürk'ün kaydedilen doğum yılı olan 1296'nın yanında hicri veya rumi olduğunun belirtilmemesi, gregoryen takvimde ay ve yıla bağlı olarak 1880 veya 1881 yılından hangisine denk geldiğinin kesin olarak bulunmasını zor hale getirmiştir. [1] Faik Reşit Ünat araştırmaları sırasında Zübeyde Hanım'ın Selanik'teki komşularını ziyaret etmiş ve bu konuda sorular sormuştur. Aldığı cevaplar çelişmektedir, bazı komşular Atatürk'ün bir ilkbahar gününde doğduğunu söylerken bazı komşular ise kış günü (ocak veya şubat) olduğunu iddia etmişlerdir. Atatürk'ün kendisi, annesinin ona bir bahar gününde doğduğunu söylediğini, kız kardeşi Makbule Atadan ise annesinin ona Mustafa Kemal'in fırtınalı bir gecede doğduğunu söylediğini ifade etmişlerdir. Enver Behnan Şapolyo Atatürk'ün 23 Aralık 1880'de doğduğunu öne sürmüş, Şevket Süreyya Aydemir ise bu tarihin 4 Ocak 1881 olduğunu iddia etmiştir. Şişli Atatürk Müzesi'nde gösterimde bulunan Atatürk'ün son nüfus cüzdanının üzerinde doğum tarihi kısmında 1881 görülebilir haldedir.[1]

Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı kabul edilen 19 Mayıs tarihinin Atatürk'ün doğum günü olarak kabulü tarihçi Reşit Saffet Atabinen'in bir jestinin sonucudur. Atabinen'in ulusun doğuşu üzerine yaptığı bir jest 19 Mayıs'ın önemini iyi şekilde yansıttığı için Atatürk'ün takdirini kazanmıştır. İzleyen günlerde bir öğretmenin, planladıkları “Gazi” günü için Atatürk'ün doğum gününü sorması üzerine Atatürk tam tarihi bilmediğini söylemiş ve Gazi Günü için 19 Mayıs'ı önermiştir. Tevfik Rüştü Aras, Atatürk ile yaptıkları günler süren bir araştırmadan sonra doğum tarihi aralığını 10 Mayıs ve 20 Mayıs arasına daralttıklarını söyler. Atatürk bu araştırmadan sonra “neden 19 Mayıs olmasın” demiştir. Bu tarih resmi olarak halka ve diplomatik kanallarca diğer ülkelere bildirilmiştir. Ancak bu tarih ilginç bir durum yaratmıştır, 1881 yılının 19 Mayıs günü, Rumi takvimde 1297 yılına denk gelmektedir, ancak kaydedilmiş doğum tarihi Rumi 1296 yılıdır. Rumi 1296 yılı 13 Mart 1880 ile 12 Mart 1881 arasında sürmüştür , bu sebeple alternatif olarak Atatürk'ün doğum tarihi 19 Mayıs 1880 olabilir. Bu sebeplerle ne tarih ne de yıl genel kabul görmemiştir. Mustafa Kemal Derneği eski başkanı Muhtar Kumral 13 Mart 1958'deki bir basın konferansında Atatürk'ün doğum tarihini Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan'ın sözlerine dayanarak 13 Mart 1881 olarak belirlediklerini söylemiştir.Ancak Gregoryen 13 Mart 1881, Rumi 1 Mart 1297'ye denktir, Atatürk'ün doğum yılı ise 1296 olarak kayda geçmiştir, bu sebeple geçerlilik iddiası zan altındadır.[1]

Atatürk'ün Rumi 1296'da doğduğuna ilişkin kayıt bulunsa da, Atatürk'ün doğum gününü net olarak söyleyebilmek için gerekli miktarda kayıt bulunmamaktadır. Atatürk'ün doğum günü Gregoryen 1880 veya 1881'e denk geliyor olabilir. Atatürk'ün doğum günü, kendi onayıyla resmi olarak 19 Mayıs olarak belirlenmiştir. Bu gün Türk Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı olması sebebiyle önem verdiği bir gündür.[1] Köşe yazarı Yılmaz Özdil, kesin bilgi bulunmamasını eleştirmiştir.[2]

Erken Meslek Hayatı, 1905-1914

Şam'da staj ve İttihat ve Terakki Cemiyeti

1905-1907 yılları arasında Şam'da Lütfi Müfit Bey (Özdeş) ile birlikte 5.Ordu emrinde görev yaptı. 1906 Ekim ayında Binbaşı Lütfi Bey, Dr. Mahmut Bey, Lüfti Müfit Bey (Özdeş) ve askerî tabib Mustafa Bey (Cantekin) ile birlikte 'Vatan ve Hürriyet' adlı bir cemiyeti kurduktan sonra Ordu'dan izinsiz Selânik'e gitti. Selânik Merkez Komutan Muavini Yüzbaşı Cemil Bey (Uybadın)'in yardımıyla karaya çıktı ve orda cemiyetinin şubesini açtı. Bir süre sonra arandığını öğrendi ve ona ağabeylik yapan Albay Hasan Bey, Yafa'ya dönüp oranın komutanı Ahmet Bey'e Mısır sınırında Bîrüssebi'ye gönderildiğini birdirmesini önerdi. Ahmet Bey de Mustafa Kemal Bey'i Bîrüssebi'ye tayin etti ve bir süre sonra topçu staj için tekrar Şam'a gönderildi. 20 Haziran 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu ve 13 Ekim 1907'de 3.Ordu'ya atandı. Ancak Selânik'e vardığında 'Vatan ve Hürriyet'in şubesinin İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne ilhak edildiğini öğrendi. Bu yüzden kendisi de 1908 Şubat ayında İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne üye oldu (Üye numarası: 322). 22 Haziran 1908'de Rumeli Doğu Bölgesi Demiryolları Müfettişliğine atandı.

Kıdemli Yüzbaşı
Kıdemli Yüzbaşı

Birinci Libya görevi (1908)

23 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilanından sonra sonbahar aylarında İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından, toplumsal ve siyasal sorunları ve güvenlik problemlerini incelemek üzere Trablusgarp (bugünkü Libya'nın bir parçası)'a gönderildi. Burada 1908 devriminin fikirlerini Libyalılara yaymaya ve buradaki nüfusun farklı kesimlerinden gelenleri Jön Türk politikasına kazanmaya çalıştı. [3] Bu siyasi görevin yanısıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi. Kentin dışında yapılan bir savaş tatbikatında Bingazi garnizonuna önderlik ederek askerlere modern taktikler öğretti.Bu tatbikat süresince isyancı bir şeyhin evini sararak bölgede sistem karşıtı başka güçlü kişilere örnek olması amacıyla onu kontrol altına aldı. Ayrıca hem kentli, hem de kırsal bölge insanlarını korumak için bir yedek asker ordusu planlamaya başladı.[4]

Hareket Ordusu (1909)

13 Ocak 1909'da 3.Ordu'ya bağlı Selânik Redif Fırkası'nın Kurmay Başkanı oldu ve 13 Nisan 1909'da Meşrutiyete karşı başlayan 31 Mart Hadisesi'ni bastırmak üzere Selânik ve Edirne'den yola çıkarak Mirliva Mahmut Şevket Paşa komutasında 19 Nisan 1909'da İstanbul'a girecek olan Hareket Ordusu'na bağlı birinci kademe birliklerinin kurmayı başkanı oldu. Daha sonra 3.Ordu Kurmaylık, 3.Ordu Subay Talimgâhı Komutanlık, 5.Kolordu Kurmaylık, 38.Piyade Alay Komutanlık görevlerinde bulundu.

Mustafa Kemal Bey 12-18 Eylül 1910'de Fransa'da düzenlenen Picardie Manevraları'na gönderildi ve deneme uçuşuna davet edildiyse de korkundan uçağa binemedi ve hayat boyunca binmeyecekti. Dönüşte 27 Eylül 1911'de İstanbul'da Genelkurmay Karargâhında görev aldı.

Trablusgarp Savaşı, 1911-1912

Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal
Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal

İtalyanların Trablusgarp'a saldırısıyla 29 Eylül 1911'de başlayan Trablusgarp Savaşı'nda, Mustafa Kemal Bey de diğer İttihatçı arkadaşlarıyla birlikte 18 Ararlık 1911'de Bingazi'ye hareket etti. Bu arada 27 Kasım 1911'de Binbaşı oldu. Tobruk yakınında küçük bir zaferi kazandıktan sonra 11 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

Balkan Savaşları, 1912-1913

Mustafa Kemal Bey Balkan Savaşı'nın patlak vermesiyle 24 Ekim 1912'de İstanbul'a hareket etti ve 24 Kasım 1912'de karahgâhı Bolayır'da bulunan Bahr-i Sefit Boğazı (Akdeniz Boğazı) Kuvayi Mürettebesi Harekât Şubesi Müdürlüğ& uuml;ne atandı. General Stilian Georgiev Kovachev komutasındaki Bulgar 4. Ordusu tarafından yenildi. Haziran 1913'de başlayan İkinci Balkan Savaşı'nda Dimetoka ve Edirne'ye girdi.

Atatürk; Sofya Ataşemiliteri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır
Atatürk; Sofya Ataşemiliteri iken, verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmıştır

Askerî Ataşe Dönemi, 1913-1914

27 Ekim 1913'te Sofya Askerî Ataşesi'ne atanarak yakın arkadaşı Sofya Sefiri (Elçisi) Fethi Bey (Okyar)'in altında çalıştı. Ek görev olarak Belgrat ve Çetine Askerî Ataşeliğini de yürüttü. Bu görevde iken 1 Mart 1914'te Kaymakam (Yarbay)lığa yükseldi. Savaştan sonra Harbiye Nazırı General Kovachev'in kızı Dimitrina (Miti) Kovacheva'ya yanaşarak General'in de güvenini kazanmayı başardı.

Bulgaristan, Mustafa Kemal'in hayatında en büyük etki yapan ülke olmuştur. Bulgaristan'da geçen hayatı incelendiği zaman yapacağı devrimlerin birçoğunu yıllar önce Sofya'da görev yaptığı sırada düşündüğ ü ve şekillendirdiği görülür.[kaynak belirtilmeli]

Mustafa Kemal Bey'in Sofya'ya geldiği günlerde Bulgar siyasi yaşamı çok hareketliydi. Sobranya (Bulgar Parlamentosu) için yapılan seçimler iktidardaki Radoslovov'un partisi için başarısız geçmiş ve iktidar partisi parlamentoda sandalye kaybetmişti. Kabine kurma görevinin, parlamentoda çoğunluğa sahip olmamasına rağmen yeniden Radoslovov'a verilmesi gibi siyasi olaylar Atatürk'ü derinden etkilemiştir.[kaynak belirtilmeli]

Birinci Dünya Savaşında Hizmetleri, 1914-1918

Askerî Ataşe görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada 28 Temmuz 1914'de I.Dünya Savaşı başladı, 29 Ekim 1914'de Osmanlı Devleti de savaşa girdi. 20 Ocak 1915'de Mustafa Kemal Bey 3.Kolordu emrinde Tekfurdağı'nda kurulacak olan 19. Fırka Komutanlığına atandı.

Çanakkale Savaşı, 1915-1916

Daha çok bilgi için: Çanakkale Savaşları
Çanakkale Savaşları sırasında
Çanakkale Savaşları sırasında

19. Fırka, 23 Mart 1915'te Müstahkem Mevki Komtanlığı emriyle Eceabat bölgesinde ihtiyata alındı. 25 Nisan 1915'te Gelibolu Yarımadası'na İtilaf Devletleri'nin yaptığı çıkartmalarıyla Çanakkale Savaşı başladı. 3.Kolordu komutanı Mehmet Esat Paşa'nın emrinde savaşan Kaymakam (Yarbay) Mustafa Kemal Bey Arıburnu'na çıkan ANZAC (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu) birliklerinin yarımada içine ilerlemesini Conkbayırı'nda durdurdu. Bu başarı üzerine 5.Ordu kumandanı Müşir (Mareşal) Liman von Sanders Paşa'nın takdirini kazandı ve 1 Haziran 1915'te Miralay (Albay)lığa yükseldi. İngilizlerin Ağustos ayında Suvla Körfezi'ne yaptığı ikinci çıkartmadan sonra, 8 Ağustos akşamı Liman von Sanders Anafartalar mevkiinde bulunan birliklerinin komutasını verdi ve 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferi'ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe ve 21 Ağustos'ta II. Anafartalar Zaferi takip etti. Miralay (Albay) Mustafa Kemal Bey, Ruşen Eşref Bey (Ünaydın) başta olmak üzere İstanbul basın tarafından "Anafartalar Kahramanı" olarak kamuoyuna tanıtıldı.

Kafkasya Cephesi, 1916-1917

Daha çok bilgi için: Kafkasya Cephesi

1916'da önce Edirne ve sonra Diyarbekir'de görev aldı. Anafartalar'daki başarıları dolayısıyla muharebe kıdem zamları verilerek 1 Nisan 1916'da Mirlivalığa yükseldi ve Paşa ünvanını aldı. Rus kuvvetleriyle yapılan savaşlar sonucunda Muş ve Bitlis geri alındı. 7 Mart 1917'de karargâhı Diyarbekir'de bulunan 2.Ordu Koumtan Vekililiğine atandıktan sonra Hicaz Kuuveyi Seferiyesi Komutanlığına getirilmek istendi. Ancak bunu kabul etmeyerek 5 Temmuz 1917'de Yıldırım Orduları Grubu emrindeki 7.Ordu Komutanlığına atandı.

Sina ve Filistin Cephesi, 1917-1918

Daha çok bilgi için: Sina ve Filistin Cephesi ve Nablus Hezimeti
Sina ve Filistin Cephesinde
Sina ve Filistin Cephesinde

Bu görevi sırasında Ahmet Cemâl Paşa ile birlikte, savaşta ülkeyi felakete sürüklediğine inandığı Başkumandan Vekili Enver Paşa'ya karşı bir askerî darbe hazırlamakla suçlandı.[kaynak belirtilmeli] Görevinden alınarak İstanbul'a çağırıldı.

15 Aralık 1917 ile 5 Ocak 1918 tarihler arasında Veliaht Vahdettin Efendi'nin maiyetinde Almanya'ya giderek Keiser II.Wilhelm, Genel Karargâhı ve Elsass bölgesini ziyaret etti.

1918 Haziran ayında Viyana ve Karlsbad'a giderek tedavi gördü. Sultan Reşat'ın vefatı ve Vahdettin'in cülûsu üzerine 2 Ağustos'ta İstanbul'a döndü. 15 Ağustos 1918'de 7. Ordu Komutanı olarak Suriye cephesine atandı ve ardından "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" (Padişahın Onursal Yaveri) ünvanı verildi.

19 Eylül 1918'de Allenby komutasındaki İtilaf kuvvetleri genel taarruza geçerek üç ordudan oluşan Yıldırım Orduları Grubu'nu ağır bir hezimete uğrattılar. 1 Ekim'de Şam, 25 Ekim'de Halep düştü. "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa, VI.Mehmet (Vahdettin)'in başyaveri Naci Bey (Eldeniz)'e bir tel çekerek Yıldırım Orduları Grubu'nun savaş gücünün kalmadığını bildirerek mütareke istemesini önerdi. Ayrıca yeni hükümette kendisinin Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili olarak görevlendirilmesini istedi.

30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandı ve ertesi gün öğle vaktinde yürürlüğe girdi. Mondros Mütarekenamesi 19.maddesi gereğince, Yıldırım Orduları Grubu kumandanı olan Liman von Sanders Paşa'nın görevden alınması üzerine "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa bu göreve getirildi. Ancak 7 Kasım'da Yıldırım Orduları Grubu ile 7.Ordu lağvedildi.

10 Kasım'da Yıldırım Kıt'aatının komutasını 2.Ordu Komutanı Nihat Paşa'ya bırakarak Adana'dan İstanbul'a haraket etti ve 13 Kasım'da İstanbul'a Haydarpaşa Garı'na ulaştı. Fethi Bey (Okyar) ile birlikte Ahmet İzzet Paşa (Furgaç) yanlısı ve Ahmet Tevfik Paşa (Okday) karşıtı bir tavrı koyan 'Minber' gazetesini çıkararak siyasi girişimlerde bulundu.

Milli Mücadele dönemi (1919 - 1923)

Daha çok bilgi için: Türk Kurtuluş Savaşı
TBMM Başkanı Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa
TBMM Başkanı Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa

Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 - Mart 1920

Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'da milisler (Kuvayı Milliye) şeklinde örgütlenen direniş hareketleri başladı. "Fahri Yaver Hazreti Şehriyari" Mustafa Kemal Paşa, Padişah VI.Mehmet (Vahdettin) tarafından olağanüstü yetkilerle donatılarak Vilayet-i Sitte (Alti Vilayet)'yi "Büyük Ermenistan" ve "Bağımsız Kürdistan" projelerinden korması için görevlendirildi. 19 Mayıs 1919'da Refet Bey (Bele), Kâzım Bey (Dirik), 'Ayıcı' Mehmet Arif Bey, Hüsrev Bey (Gerede)lerle beraber Samsun'a çıktı.

22 Haziran 1919'da Rauf Bey (Orbay), Kâzım Karabekir Paşa, Refet Bey (Bele) ve Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile birlikte Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilan etti. Kâzım Karabekir Paşa tarafından Erzurum'da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Kongresine (Erzurum Kongresi) katıldı. Kongre üyelerinin ısrarıyla Osmanlı ordusundan istifa etti ve Kongre başkanlığına seçildi[kaynak belirtilmeli]. 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi'ni toplayarak ulusal direnişi yönetecek olan siyasi yapılaşmayı kurdu. 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı. Osmanlı Meclis-i Mebusan'ın Mart 1920'de işgal güçlerince basılması ve önde gelen vatanperverane mebusların tutuklanması üzerine 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını sağladı. Erzurum mebusu sıfatıyla Meclis ve Hükûmet Başkanlığına seçildi. T.B.M.M., bir kurucu meclis gibi çalışarak Milli Mücadele'yi yürütecek olan Anadolu hükumetinin altyapısını kurdu.

Hakimiyetin sağlanması, Mart 1920 - Mart 1922

24 Mart 1923 tarihli Time dergisinin kapağı
24 Mart 1923 tarihli Time dergisinin kapağı

Merkezi denetimden uzak bulunan Kuva-yı Milliye örgütleri dağıtılarak düzenli bir ordu oluşturuldu. Milli Mücadele'nin en kanlı çatışmaları, düzenli orduya katılmayı kabul etmeyen Kuva-yı Milliye gruplarına karşı verildi. (Bak. Çerkez Ethem Bey).

Ulusal direnişin yayılması ve Sevr Antlaşması'nın direnişle karşılaşması üzerine İtilaf Devletleri, Yunan ordusunu Anadolu'nun içlerine sürdü.[kaynak belirtilmeli] Yunan ordusu İsmet Bey kumandasındaki düzenli birliklerce I.İnönü (6-10 Ocak 1921) ve II. İnönü (23 Mart-1 Nisan 1921) Muharebelerinde geri çevirildi. Ancak Yunanlılarının Karahisar istikametinden büyük hücumunun yapılacağını tahmin edemeyerek Kütahya-Eskişehir (10-24 Temmuz) Muharebelerinde 4. Fırka Kumandanı Yarbay Mehmet Nâzım Bey'in şehit düşmesi gibi ağır şekilde mağlubiyete uğradı ve Sakarya nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kaldı.

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrasında Büyük Millet Meclisi içinde iktidara yani Mustafa Kemal Paşa'ya karşı tepkiler artmaya başladı.Bu muhalefeti yöneltenler ordunun başına geçmesi için Mustafa Kemal Paşa'ya baskı yapmaya başladılar.Gerçek niyetleri ise O'nu Ankara'dan uzaklaştırmak ve Enver Paşa'nın iktidarını sağlamaktı.Mustafa Kemal Paşa,4 Ağustos 1921 günü Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmayla başkumandan olmayı kabul ettiğini ancak başkumandanlığının faydalı olabilmesi için Meclis'in ordu ile ilgili yekilerini üç ay süreyle kendisinde toplayacak bir kanun çıkartılması gerektiğini açıkladı.Paşa'nın başkumandanlığını isteyenlerin bu şekilde hayalleri suya düşürülm& uuml;ş oldu.5 Ağustos 1921 günü oybirliği ile çıkartılan yasa ile Mustafa Kemal Paşa,TBMM Orduları Başkumandanlığı'na getirildi.[5]

Mustafa Kemal Paşa,Başkumandanlığa geçmesinin hemen ardından yayınladığı Tekalif-i Milliye Emirleri ile halkı ordunun donatılması için seferberliğe çağırdı.12 Ağustos'ta Polatlı'da teftiş yaparken attan düştü ve kaburga kemiği kırıldı. 23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihlerinde yapılan Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan Ordusu'nun hücum gücü tükendi.Bu savaşın kazanılmasında Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın o güne kadar tüm dünyada uygulanan savaş tekniklerini altüst eden taktiği büyük önem taşımaktadır.[6] Bu zaferden sonra 19 Eylül 1921'de Büyük Millet Meclisi Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'ya Müşir rütbesi ve Gazi ünvanı verdi.

Sakarya Zaferi'nden bir yıl sonra ,26 Ağustos 1921 sabaha karşı saat 5.30'da Afyon'un güneyinden başlayan topçu ateşiyle Büyük Millet Meclisi Orduları,Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı.Yunan Cephesi bu taarruz ile yarıldı ve Dumlupınar Ovası'na atılan düşman kuvvetleri 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar Meydan Muharebesi sonucunda imha edildi.Bu muharebede Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa ordunun başında bizzat savaşa katıldığı için Dumlupınar Meydan Muharebesi,Başkumandanlık Meydan Savaşı olarak da anılmaktadır.En sonunda 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtulması ve Yunan Ordusu'nun imha edilmesi neticesinde "Büyük Zafer" kazanılmış oldu.[7]

Barışın sağlanması

Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Lausanne (Lozan) kentinde imzalanan Lozan Antlaşması'yla sonuçlandı. Bu antlaşma ile Sevr Antlaşması yürürlükte n kalkmış, Türkiye Cumhuriyeti Lozan Antlaşması temelleri üzerine kurulmuştur.

Saltanatın Kaldırılması

Milli Mücadele sonrasında Türkiye'de iki başlı bir yönetim ortaya çıkmıştı.[kaynak belirtilmeli]. TBMM 1 Kasım 1922'de Osmanlı saltanatını lağvedip Vahidettin'i tahttan indirerek İstanbul hükümetinin hukuki varlığına son verdi. 16 Ocak 1923'de İzmit'te Hünkâr Kasrı'nda İstanbul'dan gelen gazetecilerle mülakat yapıldığında Vakit başyazarı Ahmet Emin Bey (Yalman)'in Kürt meselesi hakkında sorusuna karşı 'Başlı başına bir Kürtlük tasavvur etmektense, bizim Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince zaten bir tür mahalli muhtariyetler teşekkül edecektir' diyerek Kürtlere özel statü tanımamak için ihtiyatlı davrandı[8].

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı, 29 Ekim 1923

8 Nisan

ATATURK RESiMLERi

=http://www.srdc.metu.edu.tr/w...;h=891&w=800&sz=7 5&tbnid=V3wxhw_y5jaOP M:&tbnh=146&tbnw= 131&prev=/images%3Fq% 3Datat%25C3%25BCrk%26um%3 D1&start=1&sa=X&a mp;oi=images&ct=image &cd=1"http://www.srdc.metu.edu.tr/webpage/index.php   =http://www.freewebs.com/the_g...;h=600&w=500&sz=4 7&tbnid=OtXu-4Duv0bqh M:&tbnh=135&tbnw= 113&prev=/images%3Fq% 3Datat%25C3%25BCrk%26um%3 D1&start=2&sa=X&a mp;oi=images&ct=image &cd=2"http://www.freewebs.com/the_greatest_military_commander/index.htm   =http://www.forumti.com/masaus...;h=1141&w=807&sz= 79&tbnid=ohKqqzGnG64j sM:&tbnh=150&tbnw =106&prev=/images%3Fq %3Datat%25C3%25BCrk%26um% 3D1&start=3&sa=X& amp;oi=images&ct=imag e&cd=3"http://www.forumti.com/masaustu/39697-atamizin-ekran-koruyucusu-mukemmel.html   
04.22.08 (10:39 am)   [edit]

Tarkan

Tarkan

17 Ekim 1972 Salı günü, Almanya'nın Alzey kentinde, bir Türk ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarda Alman kültürün&u uml; keşfetti. Evde Türkçe, anaokulunda Almanca konuşuyordu. Anaokulunda sanata yeteneği fark edildi. Resim ve müziğe karşı yetenekliydi. Daha o günlerde dönemin popüler şarkıcılarıyla ilgileniyordu. İlkokulda müziğe iyice eğildi. Arkadaşlarına konserler verecek kadar ileri gitti. Bugünün yıldız ismi, Tarkan, daha küçük yaşta kenidini gösteriyordu.

Tarkan Tevetoğlu 1983 yılında Real Schule'ye başladı. 1986 yılında ailesiyle birlikte Türkiye'ye döndüler. Karamürsel'e yerleştiler. Tarkan da ortaokula başladı. Müzik aşkını Türkiye'de de sürdürmek isteyen Tarkan, Karamürsel Musiki Cemiyeti'ne kaydoldu. Okulla pek ilgilenmiyor, cemiyetin derslerini takip etmeyi tercih ediyordu. Bu dönemde Türk Musiki'sinin inceliklerini öğrendi, sesini geliştirdi. Ama o dönemde bile özellikle alaturka söylemek gibi bir takıntısı yoktu. O, müziğin kendisini seviyordu.

1988'de yine ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Maltepe Orhan Gazi Lisesi'ne kaydoldu. İstanbul'un en önemli merkezlerinden Üsküdar Musiki Cemiyeti'ne devam etmeye başladı. Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde dönemin saygın hocalarından dersler aldı. Cep harçlığını çıkarmak için Çınarcık'ta sahneye çıktı.

1991 yılında Almanya'ya dönmeye karar verdiği sırada Mehmet Söğütoğlu ile tanıştı ve ilk albümü Yine Sensiz'i kaydetmeye başladı.Yine Sensiz, dönemin moda şarkılarından oluşan bir albüm olarak tutuldu, Tarkan da yakışıklı bir genç olarak benimsendi. Kıl Oldum Abi, Çok Ararsın Beni, Vazgeçemem gibi parçalar, onu geniş kitlelere tanıttı. İkinci albümü Aacayipsin büyük başarı kazandı. Tarkan artık yorumcu olarak gücünü kanıtlamıştı. Hepsi Senin Mi, Dön Bebeğim, Gül Döktüm Yollarına, Kış Güneşi gibi parçalar son dönemin en iyi pop parçaları arasında sayıldı. Tarkan, renkli kişiliği, söyleşilerde iyice belirginleşen zekasıyla yaşıtı müzisyenler arasından hemen sıyrıldı ve öne geçti. Artık sadece genç kızların sevgilisi şeklinde anılacak bir şarkıcı değil, yeteneği kabul edilmiş bir müzisyendi. Ölürüm Sana albümü çıktığında yer yerinden oynadı. Şımarık adlı parça bir anda ortalığı kasıp kavurmaya başladı. Başına Bela Olurum, Unut Beni, Ölürüm Sana albümün en sevilen parçaları arasındaydı. Tam bu dönemde,yurtdışın dan gelen teklifleri değerlendirmeye karar verdi.

Dil öğrenmek ve dinlenmek için sık sık ABD'de bulunan yıldız, Ahmet Ertegün gibi önemli müzik adamlarının da dikkatini çekmeyi başarmıştı. Avrupa pazarında elden ele dolaşan Tarkan albümleri, dünya müzik basınının da ilgisini çekti. Fransa, Belçika, Almanya ve Hollanda bu genç şarkıcıyı baştacı etmekte gecikmediler. CNN'den, MTV'ye hemen her paltformda konuştu Tarkan. Aacayipsin, Olurum Sana, Tarkan gibi isimlerle yayımlanan albümleri ona dünya çapında şöhret kazandırdı. Konserleri tıklım tıklım dolan bir şarkıcı olarak, Salute gibi ünlü gençlik dergilerinin de baş köşesinde yer aldı. Fransa'da iki yıldır, yılın en sevilen erkek şarkıcısı anketlerinde ilk ona girdi. Dünya müzik basını onu ateşli dansları nedeniyle Ricky Martin'le kıyaslıyor.
04.18.08 (7:22 am)   [edit]

Tarkan Tevetoğlu

Özgeçmiş [değiştir]

Tarkan 17 Ekim 1972 yılında Almanya'nın Frankfurt yakınlarındaki Alzey kasabasında doğdu ve 13 yaşında babası Ali Tevetoğlu'nun aldığı kararla Karamürsel'de Klasik Türk Müziği eğitimi almaya başladı. Önce liseyi Karamürsel Lisesi'nde bitirdikten sonra Karamürsel Musiki Cemiyeti ardından da Üsküdar Musiki Cemiyeti'nde genç yaşta müziğin temellerini özümsemiş oldu.

Kariyer [değiştir]

1991-1999 [değiştir]

İstanbul Plak sahibi ve prodüktör Mehmet Söğütoğlu ile arkadaşı Alpay Aydın sayesinde tanıştı. İstanbul Plak ile imzaladığı anlaşma sonucunda, Tarkan’ın ilk albümü Yine Sensiz 1992'nin sonunda Türkiye'de piyasaya sürüldü. Bu albümün ilk şarkısı olan "Kıl Oldum Abi" çok kısa sürede dinleyenlerin ilgisini çekerek popüler mekanlarda çalınmaya başladı. Yine Sensiz adlı albüm 900 bin adet satınca, Tarkan ülke çapında tanındı. 1994 Mayıs'ta Sezen Aksu'nun katkılarıyla Aacayipsin albümünü çıkaran Tarkan başarısını devam ettirdi. Türkiye çapında çoğu ilklere imza atarak, bu albüm ile Türkiye ve Avrupa'da 24 konser verdi. Bu konserlerin 25'i, ulusal çapta gerçekleştirilen en büyük sponsorlu turne kapsamında, Tarkan'ı Türkiye'nin farklı illerinde yaklaşık 10 bin seyirci ile buluşturan stadyum konserleriydi. Sanatçının kariyerindeki en büyük dönüm noktalarından olan albüm 2,5 milyona yakın satıldı. Avrupa'da da 950 bin rakamına ulaştı.

Bunun ardından dil eğitimi almak üzere New York'a gitti. Bu dönemde tanıştığı ünlü Amerikan prodüktör Ahmet Ertegün ve Atlantic Records'la yeni projeler üzerinde çalışmaya başladı. O dönemin en önemli yıldızları icra eden menajeri Ahmet San ve Ertegün ile 1995'te sözleşme imzaladı. 1994-1997 yılları arasında İsviçre, Hollanda, İngiltere ve Almanya’da toplam 12 şehri kapsayan 3 büyük Avrupa turnesine çıktı. 1995 yılında New York Palladium’da verdiği konser, Türkiye'de canlı yayınlandı. Tarkan, 1997 Temmuz'de üçünc&uu ml; albümü Ölürüm Sana rekor satışlarını kırıp Türkiye'de 2,5 milyon sattı. Aynı yıl kendi müzik şirketi HITT Prodüksiyon'u kurdu, 1998 yılında Walt Disney'in 35. uzun metrajlı çizgi film'i olan Herkül'ün baş karakterini Türkçe olarak seslendirdi. Filmin müziklerinden "Yolumdayım"ı seslendirdi.

Dünyanın en büyük firmalarından Universal’in Fransa ayağı Ölürüm Sana’nın hit parçası "Şımarık" single olarak piyasaya sürdürüld& uuml; ve sonuç almakta gecikmedi. "Şımarık" Fransa'da 6, Belçika'da 2 numaraya kadar yükseldi. Şirket bunun üzerine, içinde Ölürüm Sana ve A-acayipsin albümlerinden parçaların yer aldığı Avrupa piyasasına özel Tarkan adlı bir derleme albüm yayımladı. Nitekim bu albüm ile bir ilk daha imzanlandı.

2000-2007 [değiştir]

Uluslararası başarılarının ardından, Tarkan 2000’de 14 Ocak günü depremzedeler yararına bir konser vermek ve askerliğini yapmak üzere Türkiye'ye döndü. İstanbul'da verdiği konserden sonra bedelli askerlik görevini tamamladı.

Tarkan, 2001’de Kuzu Kuzu single’ı beş değişik versiyonuyla müzik marketlere sunuldu. Kuzu Kuzu'dan sonra Ağustos ayı başında Karma albümü yayınlandı. Karma albümünden bir sıngle'da, Nazan Öncel bestesi Hüp ile geldi. Aynı senede ABD'nin en etkin gazetelerinden Washington Post'ta çıkan geniş bir değerlendirmede, pop yıldızı Tarkan'ın Türkiye'nin kültürel ihraç ürünü olduğu ifade edildi. Washington Post, sanatçının Fransa'dan Danimarka'ya dek listelerde yer aldığını ve Rusya'da 'en çok satan Rus olmayan pop yıldızı' olduğunu kaydetmişti[kaynak belirtilmeli].

Sanatçı'nın başarıları ülkesini de temsilen tanıttı. Turizm Bakanlığı ile Türkiye'nin tanıtımı çalışmaları kapsamında, 2002 Dünya Kupası'nda Türk Ulusal Futbol Takımı ile birlikte Kore’ye gitti. 2002'de bir Sezen Aksu bestesi olan "Şımarık" önce Stella Soleil tarafından "Kiss Kiss" adıyla İngilizce okundu. "Kiss Kiss" şarkı'nın yeni düzenlemesiyle çıkış yapan Holly Valance listelerde 1 numaraya kadar yükseldi.

Tarkan, 2003'ün Haziran ayında yine Nazan Öncel'in besteleri de içinde bulunduğu Dudu adlı albümünü çıkardı. Bu albüm Rusya'da bir milyon satış rakamına ulaşınca, Rusya'dan en iyi yabancı şarkı ödülün&uum l; aldı. 2004'ün başında kendi adını taşıyan bir parfüm piyasaya sundu.

Dünya starı olma yolunda ilerleyen Tarkan, 2001 yılında Pepsi ile gerçekleştirilen sponsorluğun ardından, çekimleri Kapadokya'da yapılan Turkcell’in Hazır Kart reklamlarında yer aldı. Özgürlük İçimizde adlı bestesini de seslendirdiği aynı proje kapsamında Tarkan-Özgürl&u uml;k Yolcusu takvimi piyasaya sunuldu. 2004'te petrol şirketi OPET'in reklamlarında yer aldı. 2006 Yılında da Avea sponsorluğunda bir dizi konser verdi.

Tarkan yeni serüvenlere yelken açmak üzere, 2005'in Ekim ayında uzun zamandır beklenen İngilizce Bounce (Zıpla) single'ını Türkiye ve Avrupa'da yayınlandı. 2006'nın Nisan ayında Come Closer adlı ilk İngilizce albümünü dünya piyasasına sürüldü, ve albümünden Start The Fire (Yak Ateşi) şarkısına ikinci single'ı çıkarttı.

Single ve remix albümleri haricindeki altıncı türkçe albümü Metamorfoz 26 Aralık 2007 tarihinde piyasaya sürüldü. Albüm hakkında gelen ilk yorumlar, klasik Tarkan nağmelerinin aynı kaldığı, ancak müzik altyapısının klavye/elektronik ağırlıklı olarak değiştiği yönünde. Albüm 2 ayda 500 bin satış rakamına ulaştı.

2008 yılında Come Closer albümünün yeniden mixlenip Amerika ve İngiltere başta olmak üzere tüm Dünya'da piyasaya sürülmesi bekleniyor.

Diskografi [değiştir]

Albüm [değiştir]

Çıkış YılıKapak ResmiAdı
2008Come Closer (ver. 2)
2007Metamorfoz

Single [değiştir]

Çıkış YılıKapak ResmiAdı
2006Start The Fire
2006Bounce (Yurtdışı)

 

Dış Kaynaklar [değiştir]

Dış bağlantılar [değiştir]

04.18.08 (7:18 am)   [edit]

Madonna

Madonna Louise Veronica Ciccone Ritchie, (d. 16 Ağustos 1958, Bay City, Michigan). ABD'li şarkıcı, müzisyen, dansçı, aktris, prodüktör, yazar ve moda ikonu'dur. Madonna, Pop Müziğin Kraliçesi olarak bilinmektedir. Yüksek enerjili sahne performansları ile ünlü olan sanatçı, çalışmalarında; erotik, politik ve dini temaları kullanmasıyla da tanınır.

2000 yılında, 130 milyonluk albüm satışı ile "Tüm zamanların en başarılı solo kadın sanatçısı" sıfatıyla Guinness rekorlar kitabına girmiştir.[1] Sanatçının plak şirketi Warner Bros, 2005 yılında, Madonna'nın albüm satışlarının 200 milyonu geçtiğini hesaplamıştır. Aynı yıl içerisinde albüm satış rakamı en resmi kurum olan IFPI tarafından da doğrulanmıştır.(IFPI 2005 Raporu]]'na göre; 1982 ile 2005 yılları arasında 275.000.000'dan fazla yasal kayıt satışlarıyla tüm zamanların en çok satanlar sıralamasında dördüncü olarak yer alan Madonna (ilk üç: Beatles, Elvis Presley, Michael Jackson) "Tüm zamanların en çok satan kadın sanatçısı" unvanına sahiptir. Bunlara ek olarak, Eylül 2007'de, Guinness Rekorlar'ı Madonna'yı "Tüm zamanların en başarılı kadın müzisyeni" olarak teyit etmiştir.[2]

Madonna ilk single'ı "Everybody"yi 1982 yılında yayınlamıştır. Dünya çapındaki ilk büyük hiti 1983 yılında yayımlanan "Holiday" şarkısıdır. 1984'te yayınladığı "Borderline"'da n bu yana 36 şarkısı "Billboard Hot 100" listesinde ilk 10'a girerek Elvis Presley'nin rekorunu egale etmiştir. "Billboard Hot 100" listesinde 12 şarkısı 1 numara olmuş, "Billboard Hot 100 Dance" listesinde 38 şarkısı zirveye yerleşmiştir. İngiltere'de 60 şarkısı Top 10'a giren ve bunlardan 12'si 1 numara olan tek kadın sanatçıdır. 2006 yılında, Guinness Rekorlar Kitabı Madonna'nın "Tüm zamanların en çok kazanan kadın sanatçısı" olduğunu, buna ek olarak, Billboard; Madonna'nın 2006 yılındaki Confessions Tour'nu, "Tüm zamanların en çok kâr elde eden kadın turnesi" olarak duyurmuştur.

Sanat kariyerinde, 25. yılına giren Madonna, 7 Grammy, 1 Altın Küre, 2 Brit, 30 Billboard ve 24 MTV Video Muzik Ödülü, bunların yanı sıra müzik endüstrisindeki pek çok prestijli ödülleri de kazanmıştır. Madonna, İngiltere Hall Of Fame'e kurucu üye olarak kabul edilen ilk kadın sanatçıdır. Sanatçı, 2008 Rock and Roll Hall Of Fame'de yer alacak olan 5 sanatçı/grup için Eylül 2007'de aday gösterilmiştir.

Madonna Louise Veronica Ciccone 16 Ağustos 1958'de Bay City, Michigan'da dünyaya geldi. Babası İtalyan asıllı Sylvio Ciccone (genellikle 'Tony' olarak hitap ediliyor) ve Kanada'nın Fransız kesiminden olan anne Madonna Fortin kızları Madonna'ya 'Nonnie' diye hitap ediyordu. Madonna 6 çocuklu ailenin 3. çocuğuydu. Katı bir Katolik olan baba Tony çocuklarını da bu inanca göre yetiştiriyordu. Çocuklarının herbirini bir müzik enstrümanı çalmayı öğrenmeye zorunlu tutuyordu. Katolik okullarında okuyan ve her gün kiliseye gitme zorunluluğu olan Madonna, müzik yerine dans eğitimi almak istiyordu. Bu konuda ısrar ederek ailesini ikna etmeyi başardı. Annesi 1963'te, Madonna henüz 5 yaşındayken göğüs kanseri sebebiyle öldü. Bunun üzerine baba Tony Ciccone kardeşleri ve ev işleriyle ilgilenme görevini Madonna'ya verdi. Kısa bir süre sonra hizmetçi olarak tuttuğu Joan Gustafson'la evlendi ve ondan iki çoçuğu daha oldu. Annesine duyduğu sevgi nedeniyle üvey annesiyle iyi geçinemeyen Madonna, babasının ilgisini çekmek için sergilediği enteresan davranışlar(garip giyinmek, okulda ilgi çekmek için ponpon kızların lideri olmak gibi) ve kariyerinde yer eden çoğu çılgınlığın da babasıyla arasındaki sevgi ve nefret ilişkisinden kaynaklandığı rivayet edilir. Ciccone ailesi Madonna lise çağındayken Rochester'a taşındı. Madonna liseyi burada bitirdi. En büyük hayali ünlü bir dansçı olmaktı. Michigan Üniversitesi dans elemelerine katıldı ve burs kazanmayı başardı. Küçük yaşlarda bale eğitimi aldığı için son derece disiplinli olan bu eğitim ortamında başarılı olmakta zorlanmadı. Dans hocası Christopher Flynn, Madonna'nın en büyük ilham kaynağıydı. İlerleyen yıllarda yaptığı açıklamalarda kendisini bir gay club'a götüren ilk kişinin hocası olduğunu ve o gece sonunda dünyaya bakış açısının değiştiğini söylemişti. Madonna'yı şansını daha büyük bir şehirde denemesi yönünde ikna eden kişi de Christopher Flynn'dan başkası değildi.

New York [değiştir]

Madonna'nın ünlü bir dansçı olmaya duyduğu büyük özlem, babasının karşı çıkmasına rağmen üniversite öğrenimini yarıda bırakarak New York'a taşınmasına sebep oldu. 1978'de (19 yaşındayken) tek bir bavul ve cebinde 35 $'la New York'a adım atan Madonna kalacak bir yer bulduktan sonra çeşitli dans gruplarında şansını denemeye koyuldu. Ancak Madonna bir grup olarak değil, bireysel . Geçinebilmek için ilk etapta Dunkin Donuts ve Burger King gibi kafelerde alt düzeyde eleman olarak çalışan Madonna, ne kadar çalışırsa çalışsın yeterince para kazanamayacağını anladı. Bu dönemde modellik yapmaya başladı. Sanat öğrencilerine ve fotoğrafçılara çıplak pozlar verdi.

Madonna ilk şarkıcılık deneyimini erkek arkadaşı Dan Gilroy ve onun kardeşi Ed tarafından kurulan The Breakfast Club adlı grupla yaşadı. Dan Madonna'ya gitar ve davul çalmayı öğretti. Birlikte şarkı yazıp, New York'ta bir klüpte sahne alıyorlardı. 1980'de gruptan ayrıldı. Bundan bir yıl önce Patrick Hernandez(Born to be alive şarkısıyla anılır) kendisine vokalisti ve dansçısı olması için teklif getirir. Söz konusu teklif maddi açıdan son derece caziptir fakat Madonna'nın Hernandez'le birlikte çalıştığı sürece Paris'te yaşaması gerekmektedir. 6 ay Paris'te yaşayan Madonna, şehri son derece sıkıcı bulduğu için soluğu tekrar New York'ta alır. Burada illüstratör Martin Burgoyne ile birlikte yaşamaya başlar. (Söz konusu kişi ileriki yıllarda Madonna'nın ilk single'larının kapak tasarımını yapan kişi olmuştur)

Çıplak pozlar vererek garsonluktan daha iyi para biriktiren Madonna, 1979 yılında Jon Lewicki tarafından yönetilen A Certain Sacrifice adlı soft-porn bir filmde oynar. Bu film Madonna ünlü olduktan sonra tekrar gündeme gelecek ve video-kaset olarak piyasaya sürülecektir. Madonna'nın dansçılıktan kopup şarkıcılığa yönelmesindeki ilk ciddi adımı Stephen Bray ile birlikte kurduğu Emmy grubu ile attı. Madonna'nın vokalde bulunduğu grup, New York'ta kaydadeğer bir dinleyici kitlesi kazanmayı başardı. Ancak grup olayını fazlasıyla kuralcı bulan ve şarkıcılığa yalnız devan etme kararı hırslı ve yıldız adayı, Gothem Stüdyolarından bir yetkili olan Camille Barbon'a ulaştırdı. Madonna'yı daha önceden tanıyan ve sahne performansına hayran olan bu onu solo bir şarkıcı olarak bayan, hemen harekete geçerek firmasının bünyesine almak istiyordu. Büyük bir keşif yaptığını düşünen Camille, canlı performanslar, demo kayıtları ve promosyon çalışmaları için Gothem'in kesesinin sonuna karar açılmasını sağladı. Madonna ise Gothem ile bir anlaşmazlık içindeydi. Funky dans müziğinin patlayacağını ve rock müziğin önüne geçeceğini savunuyordu. Gothem ise Madonna'yı ısrarla bir rock yıldızı yapmak istiyordu. Neticede 1981'de Gothem'den ayrıldı ve yeni bir anlaşma için New York gece klüplerini arşınlamaya başladı. Arayış içinde olduğu bu dönemde Madonna "Danceteria" adlı gece klübünde tanıştığı Dj Mark Kamins sayesinde şeytanın bacağını kırdı. Kamins Madonna'nın demo çalışmalarından seçtiği 'Everybody' isimli şarkıyı klüpte çalmaya başladı. Müşteriler Madonna ve Stephen Bray, tarafından yazılan şarkıya bayıldı. Kamins'in bağlantıları sonucu Madonna Warner bros. şirketine bağlı olan Sire Records ile 5.000 $'lık bir anlaşma imzaladı.

İlk albüm [değiştir]

1982'de Everybody adlı single'ını yayınladı. Şarkı kısa sürede bir club hiti oldu fakat başarılı bir satış grafiği çizemedi. Single'ın kapağında Madonna'nın resmi yoktu. Bu yüzden merak uyandırdı ve çoğ insan onu sesinden dolayı zenci sandı. Hemen ardından Burning up single'ı geldi. Video formatlı ilk Madonna single'ı olan bu çalışmada club ve discoları cezbetti ama satış olarak yine hayal kırıklığı yaşattı. 1983'te kendi adını taşıyan debut albümü piyasaya sürüldü. (Söz konusu albüm 'the first album' adıyla 1985'te Avrupada piyasaya sürüldü) Albümün prodüksiyonunu o dönemki erkek arkadaşı Dj John 'Jeallybean' Bentinez yaptı. Bentinez'in imza attığı 'Holiday', dans listelerinde ilk sıraya yükselmeyi başararak, geleceğin mega starının ilk büyük başarısı oldu. 1985'te dansçılık ve şarkıcılıkta iddalı olduğu kadar oyunculuktada iddalı olduğunu gösterdi ve Susan Seidelman tarfından yönetilen New York komedisi 'Desperately Seeking Susan' filminde Rosanne Arquette ile birlikte rol aldı. Filmdeki performansıyla hayli iyi eleştiriler topladı.

Like A Virgin [değiştir]

'Desperately Seeking Susan' filminden kısa bir süre önce piyasaya sürülen ikinci Madonna albümü Like A Virgin adıyla ve içeriğiyle muhafazakar kesimin tepkisini topladı. Böylece dünya Madonna'nın ilk sansasyonuyla tanışmış oldu. Albümünle aynı adı taşıyan çıkış parçasının klibi İtalya, Venedik'te çekildi. Madonna klipte seksi dansları ve farklı giyim tarzıyla bir fenomen başlattı. Albüm dünya çapında 21 milyondan fazla sattı.Albümden çıkan single'ların tamamı top40 listesinin üst sıralarındaydı.Hatta bir parçası #1 numara iken diğeri #2 numarada arz-ı endam ediyordu.Madonna'nın artık uluslararası bir şöhreti ve büyük bir hayran kitlesi vardı. Modacılarda Madonna'dan yararlanmayı bildiler. Madonna mini etekleri, t-shirt üstü sütyenler, Madonna eldivenleri, yerel ve dini motifli aksesuarlar...

Yılın şüphesiz en büyük olayı ise Madonna'nın MTV Video Müzik Ödüllerinde sahneye dev bir pasta içinden gelinlikle çıkarak Like A Virgin'i seslendirmesiydi. Madonnna şovunun ilerleyen bölümlerinde yaptığı erotik şovla olay yarattı.

1984 sona ermeden önce Material Girl şarkısının video çekimlerine başladı. Söz konusu klip Madonna en büyük idollerinden birisi olan Marilyn Monroe'nun Diamonds are a girls best friend'deki performansına adanmıştı. Klipte Monroe kılığına giren Madonna'nın, elbisesinin çok büyük olduğu nedeniyle göğüslerinin dışarıya fırladığı söylencesi dilden dile dolaşmaya başladı. Şarkı yine bir numara oldu. Çekimler esnasında yıllar sonra hayatının tek aşkı olarak anacağı aktör Sean Penn ile tanışmıştı. İlk bakışta hiçbir ortak noktaları yok gibi görünen ikili, büyük bir aşk yaşamaya başladı. Sean Pean Hollywood'un asi çocuğuydu. Medya ilgisinden oldukça rahatsız oluyordu. Hatta bu ilgiye bazen sert tepkiler veriyordu. Madonna ise medya ilgisinden oldukça hoşnuttu ve sürekli gündemde olmak istiyordu. İkili medyaya büyük bir malzeme oldu. Magazin sayfalarından hiç eksik olmadılar. Tanıştıktan 6 ay sonra Madonna ve Sean Penn Malibu, California'da evlendiler. Ünlü konukların yer aldığı tören, helikopterle resim almaya çalışan paparazzilerin varlığı nedeniyle felakete dönüştü. Sean Penn'in sergilediği agresif tavırlar sebebiyle çifte 'The Poison Penns' lakabı takıldı.Aynı yıl "material girl" adlı single'ın #2 numaraya kadar çıkmasından sonra - ki o zamanın en popüler sanatçılarının ortak olarak söylediği "we are the world" single'ı #1 numaradaydı - Madonna kariyerinin ilk turnesi The Virgin Tour'a çıktı. Turne sadece ABD'yi kapsıyordu ama biletler piyasaya çıkar çıkmaz tükendi. Madonna benzeri fanlar konser salonlarını doldurdu. Radio City Music Hall konserinin 17, 672 bileti 34 dakikada satılarak rekor kırdı.Tüm şov bir saatten kısa sürmüş olsa da, gidenlerin yorumlarından anlaşıldığı kadarıyla Madonna’nın karizması ve enerjisi sayesinde unutulmaz bir şov olmuştur.Ön grup olarak The Beastie Boys sahne almıştır.Herşey yolunda giderken Madonna'nın zamanında parasızlık yüzünden çektirdiği resimler ve soft-porn film piyasaya sürüldü.Herkes olacakları merak ederken Madonna durumu gayet doğallıkla karşıladı.Medyaya nasıl tepki vereceğini iyi biliyordu.Bu sayede post-feminist bir hava yakaladı,genç kızlar ve kadınlar tafından desteklendi.Tüm genç kızlar artık onun gibi olmak istiyordu.Tüm dünya madonna benzeri kızlardan geçilmez olmuştu.Hatta Türkiye'de onun adını taşıyan, işportalarda satılan ayakkabılar bile yapıldı.

1985 yılı sona erdiğinde yılın hakkında en çok konuşulan ismi bu kızdan başkası değildi.Güçlü karakteri,seksiliği ve imajıyla kendinden söz ettirmeyi biliyordu.Her nekadar cinselliğiyle ön plana çıktığı için eleştirilsede Madonna popun kraliçesi olma yolunda sağlam adımlarla ilerliyordu.

True Blue [değiştir]

Madonna 'Desperately Seeking Susan' filminin ardından Sean Penn ile başrolde oynadığı ikinci filmi olan 'Shangai Surprise' adlı filmin çekimleri için Amerika'dan ayrıldılar. Medyanın gündeminde yer almalarına rağmen ses getirmeyi başaramayan yapımda, Madonna'nın oyunculuğu sönük bulundu.İlk albüm bir sanatçı için çok önemlidir. İkinci albüm hala ilk albümün başarısından etkilenmiş olabilir ama üçünc&uu ml; albümle, dinleyici beklentilerini yükseltir. Eğer eski albümlerine benzerse insanların ilgisini kaybedebilir. Yeni bir şey denerse beğenilmeme riski doğar.

Ve Madonna, kariyerinde ilk kez kendini yenileyecek, bir önceki albümünden tamamen farklı bir albümle izleyici karşısına çıkacaktı. Eski yapımcısı Steve Bray ile yeni keşfi Patrick Leonard ile çalışan Madonna 30 Haziran 1986′da dünyayı şaşırttı. 1985 yılındaki Sean Penn ile evliliği sonrası ilk Madonna albümü olan True Blue, ilk iki albüme göre daha olgun bir altyapıya sahipti. Albüm, dünya çapında 24 milyondan fazla satarak The Immaculate Collection'dan sonra en fazla satan Madonna Albümü unvanını taşımaktadır. Albüm 28 ülkede listelere ilk sıradan giriş yapmıştır.Hatta bu konuda bir dünya rekoru vardır. Kendisiyle özdeşleşen sarışın imajına da ilk kez bu dönemde bürünmüşt ür. Albümün kapağının iç kısmında dünyanın en cool adamına, Sean Penn'eyazmaktadır. Albümden sırasıyla Live To Tell, Papa Don't Preach, Open Your Heart, True Blue ve La isla Bonita gibi hitler çıkmıştır."True Blue" şarkısı tüm dünyada #1 numara olup 1986'nın dünya çapında en başarılı parçası oldu.1987'de "Open Your Heart" ve "La İsla Bonita" da tüm dünyada bir numarada #1 numara oldu.La isla bonita parçası sadece 1987 nin değil tüm 80'lerin en başarılı parçası olduğu açıklanmıştır.Ayrıca "Papa Don't Preach" ve "Live to tell" de İngiltere ve amerika gibi önemli listelerde zirveye çıktılar.Albümün neredeyse tüm parçaları hit haline geldi.Madonna'nın yaptığı özgür insan vurgularından sonra 1980'lerin sonuna yetişen gençler için Madonna örnek insan olup çıkıvermişti.1987'de Madonna yine oyunculuğa yönelmeye karar verdi. Yeni filmi Who's that girl?, aynı adı taşıyan soundtrack albümü sayesinde ilgi görmeyi başadı. Ama bir aktris olarak performansı vasatın altında bulundu. Madonna dünya çapında gerçekleştirdiği ilk turnesinin adına da filmi desteklemek adına Who's that girl Tour ismini verdi. Japonya'da başlayan turnede Madonna yaklaşık 2 milyon izleyici ile bir araya geldi. Japonya'da uçaktan iner inmez, hava alanında onu bekleyen 25. 000 Japonla karşılaştı. Konser başına 500.000 $ gelir elde ettiler. 13 Temmuz ABD konserinin gelirini AIDS le mücadele eden AMFAR'a bağışladı. Japonya'da Madonna pulları postaya verildi. İlk complication albümünü 1987'de piyasaya sürdü. 'You Can Dance' adını taşıyan albüm yayınlanan üç albümünün remixlerini içeriyordu.Bu remix albüm 7 milyonu aşan satış rakamıyla bir kadın sanatçıya ait en çok satan remix albüm,aynı zamanda tüm zamanların en çok satan ikinci remix albümü olmuştur.

Yılın, sonlarına doğru ise magazin basını Sean Pean ile Madonna'nın evliliklerinin çatırdamak üzere olduğunu duyacaktı. İşin aslı Madonna gerçektende Aralık 1987'de boşanma davası açmıştı fakat bir evlilik danışmanına danışmaya karar vermiş ve söz konusu terapilerin akabinde boşanma olayını askıya almıştı. Bu dönemde Madonna henüz tanıştığı John Kennedy Jr. arasında duygusal bir ilişki yaşandığı da kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı. 1988 Madonna için sakin geçti. Bu dönemde hiçbir albüm kaydına imza atmayan Madonna, Broadway'de sahnelenen 'Speed The Plow' adlı tiyatro oyununda oynadı. Etkinlik ilgi görmeyi başardı fakat Madonna'nın oyunculuğu yine son derece sönük bulundu. 88'in sonunda ise Madonna bu kez resmi olarak boşanma davası açtı. Sean Penn şükran gününde Madonna'ya dayak atmıştı.

Like A Prayer [değiştir]

Madonna'nın en çok yankı uyandıran ve en kişisel albümlerinden biri olarak kabul edilen Like A Prayer 1989'da piyasaya sürüldü. Sonunda boşanmaya varan sorunlu evliliği(Ocak'89'da resmen boşandılar), ayrıca 31 yaşına adım atmış olması(Madonna'nın anneside bu yaşlarında ölmüştü) albümü kişisel yapan öncelikli sebeplerdi. Albümde yer alan 'Till Death Do Us Part' ayrıldığı eşi Sean Penn'e, 'Oh Father' ise baba-kız arasındaki zor ilişki üzerine yazılmıştı. Albümün iç kapağında Madonna'nın şu notu vardı:'Bana dua etmeyi öğreten anneme'. Asıl kıyamet ise albümle aynı adı taşıyan ilk single'ın videosu ekranlara gelmeye başladığında koptu. Madonna yanan haçların önünde dansediyor, ellerinde stigmata gerçekleşiyor, dahası zenci bir İsa ile öpüşüyord u. Katolik Kilisesi ayaklanmıştı. Madonna aforoz edilir. Papa II. Jean-Paul onu kınayan bir mektup yazar. Kritikler ve dinleyiciler ise albüme tam puan verir. Satış grafiği çok yüksektir. Madonna yine liste başıdır. Madonna'nın popülaritesi Pepsi'yi harekete geçirmiş, ve yıldızla bir reklam filmi için 5.000.000 $'lık bir anlaşma imzalamıştır. Ama 'Like a Prayer'ın videosunu izleyen ve dumur olan Pepsi, çareyi reklam filminin yayınını durdurmakta bulur. 5.000.000 $ ise her şeye rağmen Madonna'nın yanına kar kalır.

'Like A Prayer' videosu
'Like A Prayer' videosu

'Like A Prayer' videosunun yarattığı sansasyonun akabinde Madonna durulmak yerine herkesi şaşırtmayı uygun gördü. Albümden çıkan ikinci video 'Express Yourself' Fritz Lang klasiği Metropolis'in modern versiyonu gibiydi. Yine çok tartışılan video, o dönemde çekilen en pahalı müzik videosu olma özelliğini taşıtordu (bütçesi tam 800.000 $'dı)

Bu arada 'Shangai Suprise' ve 'Who's that girl?' filmlerininde sergilediği oyunculuğun, kriterlerden eksi puan alması Madonna'nın sinema aşkını dizginleyememişti. Hırslı mega star, ünlü çizgiroman kahramanı Dick Tracy'nin sinemaya uyarlanan dev bütçeli versiyonunda bir gece klübü şarkıcısı olan femme fetale Breathless Mahoney karakterinin kendisi için biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyor du. Çok düşük bir ücret(35.000 $) karşılığında bile olsa bu rolü kapmak için elinden geleni yaptı ve nihayetinde Warren Beatty ile kamera karşısına geçti.

İkili filmdeki aşklarını gerçeğe dönüştürm ekte gecikmedi ve böylece Madonna'yı Sean Penn'den sonra magazin basınının baş sayfalarına taşıyan ikinci büyük aşkı başlamış oldu. Madonna Dick Tracy filminin soundtrack albümü niteliği taşıyan I'm Breathlessı aynı dönemde piyasaya sürdü. Madonna'nın diğer albümlerinin aksine tam bir konsept albümü özelliği çizen albüm, 30'lı ve 40'lı yılların jazz soundunu taşıyordu. Albümden çıkan ilk single 'Vogue' atlantiğin her iki yakasında bir numara oldu. Şarkının bir bölümünde Madonna en büyük idollerini sayar. Bunlar:Greta Garbo, Marilyn Monroe, Marlene Dietrich, Bette Davis ve Grace Kelly'dir. Filmin öne çıkan şarkısı 'Sooner or Later' ise aynı yıl Oscar'a aday gösterildi ve bestecisi Stephen Sondheim'e Orjinal Şarkı kategorisinde Oscar kazandırmayı başardı. Törene Michael Jackson'la katılan Madonna, sahne alarak şarkıyı muhteşem bir performansla seslendirdi. "justify my love" şarkısının single ı video-single olarak piyasaya sürüldü ve tüm zamanların en çok satan videosu oldu.

Madonna’nın ilk best of albümü olan Immaculate Collection, kariyerinin ilk 10 yılının özeti olan 15 efsane parçayı ve 2 yeni şarkıyı içermekteydi. Blond Ambition turnesiyle desteklediği bu albüm kariyerinin en çok satan albümüydü. Blond Ambition sonrası iyice yükselmiş kariyeri için en mükemmel zamanda, 13 Kasım 1990′da bu ilk best of albümünü çıkarmıştır.

Albüm kapağı ve ismi, o dönemden hemen önce Papa tarafından dinden çıkarılması, konserlerinin boykot edilmesi gibi olaylardan dolayı İncil’deki “Immaculate Conception”a ithafen Immaculate Collection olmuştur ve kitapçığında “Papa’ya, ilahi ilham kaynağıma..” demiştir.

26 milyon gibi bir satış rakamıyla, haftalarca Avustralya ve İngiltere gibi listelerde zirvede kalmasıyla akıllara yerleşmiştir. 2001 yılında, Amerikan RIAA derecelendirme kurumu sadece ABD’deki 10 milyonu geçen satış rakamından dolayı albüme Elmas Ödülü vermiştir. Bu, Like A Virgin sonrası Madonna’nın aldığı 2. Elmas Ödülü&rsqu o;dür.

Sarışın İhtiras [değiştir]

Madonna için 90'ların en kayda değer olayı o dönemde müzik dünyasının en büyük turnesi olarak nam salan 'Blond Ambition World Tour' olmuştu. Turne için 18 tır dolusu malzeme kullandı. Turnede 170 kişilik teknik kadro görev aldı. 27 şehir, 3 kıtayı kapsayan konserler Turne Nisan 1990'sa Japonya'da start aldı. Madonna bu turne için:'Güc&uum l;mün yettiği her tabuyu yıkacağım'der. Konser biletleri piyasaya çıktığı ilk günlerde tükenmişti. Sahne kostümleri Madonna'nın yakın